MOSKOVA PANTERİ ALİ ARTUNER

Aktif .

Efsane kadromuzun ve Türk futbolunun unutulmaz kalecisi " Moskova Panteri " Ali Artuner'i aramızdan ayrılışının 13. yıldönümünde saygı ve rahmetle anıyoruz.

Kalecinin Seyir Defteri programında  "Ajax, Roma, Belgrad, Atletico Madrid gibi takımlardan gelen transfer tekliflerine hep kulak tıkamıştır Moskova Panteri Ali çünkü o Göztepelidir, takımına sevdalıdır, arkadaşlarına gönülden bağlıdır. Onunla milli takımda arkadaşlık yapmış yahut karşılıklı oynamış Galatasaraylı Nihat Akbay'dan, İstanbulsporlu Arap Yılmaz'a, Altaylı Varol Ürkmez'den Beşiktaşlı Necmi Mutlu'ya varıncaya kadar kime onu sorsanız alacağınız cevap bellidir -büyük kaleciydi- " sözleriyle anlatılan efsane kalecimiz Ali Artuner'in hayatında yolculuğa çıkalım ;

5 Eylül 1944 tarihinde İzmir Güzelyalı’da doğan Ali Artuner, futbola Göztepe altyapısında başladı. Babasını ve ailesinin futbol oynamasına karşı çıkmasına rağmen evden ve okuldan kaçarak ailesinde habersiz antrenmanlarda kalecinin arkasında durup kaçan top topluyordu. Hatta bir keresinde babası evden kaçıp maça gitmemesi için onu ayaklarından somyaya bağlamıştı. O günün hiç unutmayan Ali Artuner “Gururuma çok dokundu. Ağladım. Kendi kendime büyük futbolcu olacağım diye yemin ettim. ” diyordu. 16 yaşındayken Genç Milli takıma seçilen Ali Artuner Namık Kemal Lisesi'nde sürdürdüğü okul hayatını bitirmek zorunda kaldı. 17 yaşında ilk kez İstanbulspor’a karşı Göztepe A takımı forması giydi ve aralıksız 17 sene (4 sene altyapı 13 sene A takım) boyunca Göztepe’mizin kalesini korudu. 17 sene boyunca 2 Türkiye Kupası Şampiyonluğu, 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası Şampiyonluğu yaşadı. 31 kez A Milli, 16 kez Ümit Milli, 28 kez Ordu Milli toplam 75 kez Milli Takımımızın kalesini korudu. 1967 yılında Dünya Ordulararası Futbol Şampiyonu olan Türkiye Ordu Milli Takımını kalesini yine Ali Artuner koruyordu. Avrupa Kupaları'nda Çeyrek ve Yarı Final oynayan ilk Türk Takımı olan Göztepe’mizin o dönem kalesini yine Ali Artuner koruyordu.
 
Ali Artuner’in 2 lakabından biri olan “Sihirli Kedi” lakabını 0-0 biten Göztepe-Roma maçı sonrası ünlü İtalyan Teknik Direktör Herrera takmıştı. Efsane Kalecimiz Ali Artuner bu maçta yüzde yüzlük 11 tane gol pozisyonunu başarıyla kurtarmıştı. 16 Ekim 1966 tarihinde Moskova’da ki 80.000 kişilik Lenin Stadında Rusya ile oynanan Göztepeli Fevzi ve Altaylı Ayhan’ın attığı gollerle Türk Milli takımızın 2-0 zaferiyle biten maçın sonucunda “Moskova Panteri” lakabı uygun görülmüştür.
 
Rusya maçında Turgay'ın (Şeren) bilerek oyundan çıktığını iddia eden Ali Artuner, "Rusya çok iyiydi. Turgay korktu. Maçın 5.dakikasında, sakatlandım diyerek oyunu bıraktı. Eğer, o çıkmasaydı 5-6 gol yerdik. Bunu herkes biliyor. O da çok iyi biliyordu. Ben o gün çok iyi oynadım. Maç sonunda Ruslar bile beni tebrik etti çünkü onları 20 yıl sonra yenen ilk takım biz olmuştuk" diyordu.
 
Geçmişte bir çok futbolcumuza vefasızlık yapıldığı gibi Ali Artuner’e de vefasızlık yapılıp bir jübile çok görülmüştür. O günleri şöyle anlatan Ali Artuner “1975 yılında iki ayağım birden menisküs olduğu jübile kararı aldım. Bu kararı almak benim için çok zordu. Jübileme Ajax takımını getiriyordum. Davetiyemi bile bastırmıştım. Yöneticiler yıllarca hizmet verdiğim kulübümle yapacağım jübilemden 250 bin lira istediler. Ben de kızdım. Tüm davetleri iptal ettim ve jübileden vazgeçtim. Jübile yapamamak beni tabii ki çok üzdü ama elden bir şey gelmiyor." diyordu.
 
 
Sinan Genç’in "Peki sizce Göztepe, neden eskisi gibi başarılı değil?" şeklindeki soruya ise Ali Artuner, şu cevabı veriyordu. "Bu iş öncelikle sevgi, istikrar ve para işi. Bizim takım o dönemlerde kesinlikle yöneticilerle problem yaşamadı. Paralarımızı hep zamanında aldık. Arkadaşlık ise ortada, hala hep birlikteyiz. Ailece görüşüyoruz. Bu dünyanın hiç bir yerinde yok. Tabii ki, bir de istikrar. Bizim takımımızda Adnan Süvari 11 yıl aralıksız görev yaptı. Kadro 11 yıl içerisinde hep aynıydı. Hiç bozulmadı. Biz işte o dönem içerisinde büyük başarılara imza attık. Biz inandık, Avrupa Kupaları’nda yarı finale kadar çıktık. Hem de tamamı yerli futbolcularla. Onlar da büyük düşünmeli. Göztepe forması giyen futbolcu büyük düşünmek zorundadır."
 
Ertan Öznur Ali Artuner ile ilgili anısını şöyle anlatıyordu:
 
Bir kaleci bir maçta takımına nasıl 6 puan kazandırır?

1970-1971 sezonu idi. Samsunspor ile deplasman oynuyorduk. Maç yağmur altında çok ağır bir zeminde tipik bir orta saha mücadelesi şeklinde geçiyordu. Saha ve hava şartlarının olumsuzluğundan her iki takım da istediği oyunu sahaya yansıtamıyor ve maç tam bir kör dövüşü şeklinde devam ediyordu. Devre 0-0 sona ermiş ikinci yarıda, aynı hava koşullarında ilk yarının adeta kopyası gibi sürüyordu. Oyunun sonu gelmiş hepimiz hakemin bu zevksiz maçı bitirmesini beklediğimiz bir anda, ceza sahamızın içindeki karambol de orta hakem Nevzat Tansuk’un tiz düdüğü ile irkildik. Tansuk penaltı noktasını göstermişti. Başta Koca Kaptan Gürsel ağabey olmak üzere hakemin etrafına sarmış, itiraz ediyorduk.
 
Tabi ki netice değişmemişti. Samsunspor kaptanı Temel topu almış kaybolmaya yüz tutmuş beyaz noktaya doğru yürümüştü. İnsiyaki bir hareketle Ali’ye doğru koştum. “ Temel penaltıyı daima sağına atar” diye yavaş bir sesle fısıldadım. Ali’de bana yavaş sesle, “penaltıyı kurtaracağım sen santra yuvarlağına doğru git” dedi. Ben sinirli el kol hareketleriyle “hakeme övgüler!...” yağdırarak santraya doğru yürümeye başladım. Sahadaki yirmi futbolcu bizim ceza sahamızın etrafını parsellemişler onların kalecileri de, atılacak golü yakından görebilmek için santra yuvarlağına yaklaşmıştı. Temel topa gelmiş vuruşunu yapmış ve Ali golü kurtarmıştı. Hepimiz sevinirken ikinci tiz düdük sesiyle bir kez daha şok oluyorduk. Hakem izahını dahi yapmadığı bir gerekçeyle penaltı atışını tekrarlatıyordu. Ali ikinci vuruşu da kurtardı ve eliyle topu bana attı. Topu aldım etrafımda kimse yoktu. Topla biraz yürüdüm ileriye çıkan kalecinin üzerinden aşırtarak golü attım. İşte hayatım boyunca unutamayacağım bir “Ali Klasiği”. Ruhun şad olsun nurlar içinde yat sevgili “Ali”
 
Ali Artuner Göztepe’mize çok bağlıydı. Bu bağlığını şu sözlerle dile getirmişti.
 
"Biz efsane takım olarak İstanbul egemenliğine meydan okuduk. Üç büyükleri bize karşı savunma oynattık. Avrupa'ya açıldık. Bu kadroyla öyle büyük başarılar kazandık ki; İstanbul basınını İzmir'e getirttik. Büyük takımların transfer pazarı olduk. İsmimizi milli takıma kazıdık. Hepsinden önemlisi üç büyüklerin ve Avrupa takımlarının transfer tekliflerini geri çevirerek, o muhteşem birlikteliği sağladık ve tarih yazdık. Kimileri para kazandı ama biz; itibar kazandık."
 
Yakalandığı amansız hastalık sonucu 14 Şubat 2001 tarihinde gözlerini yuman Ali Artuner Aşağı Narlıdere Mezarlığına defnedilmişti.
 
Benim yere göğe sığdıramadığım;
Ali Artuner'i tabuta koymuşlar
Bir de üstüne üstlük "ölmüş" diyorlar
Ayıp oluyor ayıp
Efsaneler hiç ölür mü?
Ali Artuner hiç ölür mü?
 
Kaynak: Sinan Genç, Çağatay Çağlar, Ceyhan Yazar, Adil Artuner

Derleme: GözGöz TV

 

FacebookMySpaceTwitterDiggDeliciousStumbleuponGoogle BookmarksRedditNewsvineTechnoratiLinkedinMixxRSS FeedPinterest